Yurttaşlar tüketim boykotuna destek vermek için Kuğulu Park’ta toplandı. ANKA Haber Ajansı’na konuşan öğrenci Cansu Çetintaş, boykotun demokratik bir hak olduğunu savunarak “Biz paramızı istediğimiz yerde harcarız. Eğer ki harcanan paralar bize vergi ve hizmet olarak dönmüyorsa bizim taleplerimizi daha çok kısma yönüne gidip halkı düşmanlaştırmaya yarıyorsa bunun karşısında durmak da bizim hakkımız” dedi. Emekli Leyla Tatar da, tüketim boykotuna karşı yapılan olumsuz yorumlara ilişkin “Vallahi her zamanki gibi kıvırıyorlar. Kendilerine mübah bize günah. Tabii ki boykot yapacağız. Boykotsuz bu işin altından kalkmamız mümkün değil. Elimizden geldiği kadar sabah akşam boykota devam” diye konuştu.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Ankara İl Örgütü, Kuğulu Park’ta bugün yapılan tüketim boykotunu desteklemek için evden getirilen yiyeceklerle tüm yurttaşları dayanışmaya davet etti. Etkinliği yoğun ilgiyle karşılayan yurttaşlar Kuğulu Park’ta hem ikram edilen yiyecekleri yedi hem de tüketim boykotuna destek verdi.
Çetintaş: “Artık bizim taleplerimiz dinlenmeli”
ANKA Haber Ajansı’na konuşan öğrenci Cansu Çetintaş, geniş halk kitleleriyle buluşmaya çalıştıklarını belirterek “Çok güzel güneşli bir günde Ankara'nın merkezindeyiz. Aslında taleplerimizin ne kadar barışçıl olduğunu, sıra arkadaşlarımızın, şiddete uğrayan, gözaltında tacize uğradığını iddia edenlerin yanında duruyoruz ve bunu Ankara halkıyla buluşturmak için yapıyoruz” dedi. Burada getirilen yiyecek ve içeceklerin sembolik olduğunu söyleyen Çetintaş, şunları kaydetti:
“Bir alternatifin kurgulanabileceğini, bir arada olmamızın, bir arada mücadele etmemizin neleri yapabileceğini göstermek için buradayız. Bu yolu bize açan akademik boykottu. ODTÜ'de çok yoğun bir saldırıyla karşılaştık. Ben de oradaydım, ben ODTÜ mezunu bir öğrenciyim ve o gün yaşadıklarımı kelimelerle bile tarif etmek çok zorken, orada şunu gördük sonsuza kadar böyle dayanamayız, böyle direnemeyiz. Bu bir yerde durmalı ve artık bizim taleplerimiz dinlenmeli. Demokratik hakkımız, biz paramızı istediğimiz yerde harcarız. Eğer ki harcanan paralar bize vergi ve hizmet olarak dönmüyorsa bizim taleplerimizi daha çok kısma yönüne gidip halkı düşmanlaştırmaya yarıyorsa bunun karşısında durmak da bizim hakkımız.”
“Boykot bir günlük bir şey değil”
Çetintaş, hükümet yetkililerinin son günlerde tüketim boykotu çağrısına karşı tutum göstermesinin sebebine ilişkin “Bence şu anki çok yüksek sesin tek sebebi başarıya ulaşma ihtimali. Çünkü şu an bakıldığında aslında herkes barışçıl bir şekilde talepleri dinlensin ve demokratik zemin kaybolmasın, sandık önümüzden alınıp gitmesin diye bunu yapıyor. Dolayısıyla bu paradigmanın değişimini buradan da görmek lazım. Kesinlikle haklarımızın elinden alınmasını istemiyoruz ve bunu yapabileceğimiz bütün zeminleri de korumak için biz bekçisi olarak burada duracağız. Bu bir günlük bir şey değil” diye konuştu.
Tatar: “Kendilerine mübah bize günah”
Emekli Leyla Tatar da tüketim boykotunun yapılmasını çok olumlu bulduğunu belirterek “Böyle bir karar muhteşem. Elimizden geldiğince bu boykotu büyütmeliyiz” dedi. Üniversite öğrencilerinin tutuklanmasını “vahim bir hata” olarak değerlendiren Tatar, “Onların hepsinin serbest bırakılması lazım” diye konuştu. Tatar, tüketim boykotuna karşı yapılan olumsuz yorumlara ilişkin ise “Vallahi her zamanki gibi kıvırıyorlar. Kendilerine mübah bize günah. Tabii ki boykot yapacağız. Boykotsuz bu işin altından kalkmamız mümkün değil. Elimizden geldiği kadar sabah akşam boykota devam” dedi.
Özyüksel: “Hükümet yaptığı zaman iyi olur, muhalefet yaptığı zaman kötü olur”
Dayanışma için alana gelen Süleyman Özyüksel ise tüketim boykotunun periyodik olarak devam etmesinde fayda olacağını söyleyerek “Belli günlerde, hafta sonu olabilir, haftaiçi olabilir. Sadece bugüne has değil devamlılığı olursa bir karşılığı olacaktır” dedi. İktidarın tüketim boykotuyla ilgili olumsuz karşı propaganda yaptığına dikkat çeken Özyüksel şu ifadeleri kullandı:
“Bu bir gün geçiştirilecek bir şey değil. Periyodik olarak organize edilmesi lazım. Organize etmeye de gerek yok. Zaten insanlar kendi kendilerine organize ediliyor. Bunu gençler başlatmış olduğu bir şey. CHP'de ister istemez bunu ayak uydurdu, destek verdi. Olması gereken de bu. CHP destek vermeseydi yine insanlar burada olurdu. Buna eminim ben. İşte hepimiz niye buradayız? Bu tepkiye anayasal hakkımızı kullanarak destek olmak için. Şimdi bütün dünyada, özellikle bizim gibi üçüncü dünya ülkelerinde senin polisin kötü, benimki iyi. Senin teröristin iyi, benimki kötü gibi yaklaşımlar olmuştur. Dolayısıyla hükümet yaptığı zaman iyi olur. Muhalefet yaptığı zaman kötü olur. Bütün dünyada böyle olmuştur. Ortada bir suç yok. Çünkü anayasal bir hak var. İdare, yani bu Valillikler kararıyla 'Ben bunu yasaklıyorum' demesi belki hukukidir ama adaletle bağdaşmaz, evrensel hukuk ilkelerine bağdaşmaz. Dolayısıyla ben Gezi olaylarında burada çok biber gazı yedim. Benim oğlum da bu sene aynı şeyleri yaşadı. Böyle devam ederse maalesef çocuklarımız da bunu yaşayacak. Suç olmayan bir şeyi suç olarak gösterip bunun da kara propagandası yapıyorlar. Maalesef sosyal medyada da bunları görüyoruz. Kara propagandaya alet olanlar veya körükleyenler var. Asıl üzüntü verici olan da bu.”