(ANKARA) - Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, boykot konusunda iktidar ve muhalefeti eleştirdi. Arıkan, "Sadece siyasi tercihleri üzerinden firmaları, esnafları, sanatçıları boykot adı altında hedef göstermeyi, biz yanlış buluyoruz. Hükümetin yanlışlarını millete anlatmak yerine, milletin firmalarına, şirketlerine, markalarına 'yanlış yapmayı' da doğru bulmuyoruz" ifadelerini kullandı. Elektrik ve doğal gaza yapılan zamma dikkat çeken Arıkan, vatandaşları fahiş fiyat artışı yapan iktidarı boykot etmeye çağırarak “Gelin, elektrikten tasarruf etmek için ilk seçimde ampulleri söndürelim” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, parti genel merkezinde il başkanları ve il müfettişleriyle toplantı yaptı. Toplantının açılışında konuşan Arıkan, sözlerine geçmiş Ramazan Bayramı’nı kutlayarak başladı. "Bayramlar kardeşliğimizi güçlendirme, kırgınlıkları giderme, küskünlükleri barışa dönüştürme zamanlarıdır” diyen Arıkan, Gazze’ye yönelik gerçekleşen saldırılara dikkat çekti. Arıkan, dün Gazze’de bir okulun bombalandığını, 112 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepki gösteren üniversite öğrencilerinin gözaltına alınmasına da dikkat çeken Arıkan, “Türkiye’de anayasal haklarını kullanan gençlerimiz bayrama gözaltında girdi. Ailelerinin, annelerinin, babalarının, kardeşlerinin yanında olması gereken çocuklar, sınavlarına çalışmak durumunda olan öğrenciler, demir parmaklıklar ardındaydı. Unutmayalım ne olursa olsun, bunlar bizim çocuklarımız. Elbette bunlar olsun istemezdik. Bayramın, bayram gibi olmasını temenni ederdik” diye konuştu.

"Bizim işimiz, devleti nefret dilinden çekip çıkarmaktır"

Arıkan, "Biz biliyoruz ki gerçek bayram, acıyı dindirdiğimizde, işgalleri bitirdiğimizde, haksızlığa karşı ses verdiğimizde, özgürlüğün ve adaletin sofrasını hep birlikte kurabildiğimizde gelecek. O sofrada kimse eksik kalmasın diye, şimdi daha çok çalışmak mecburiyetindeyiz. Hep söylüyorum, yine söyleyeceğim. Ülkemiz ve bölgemiz, Cumhuriyet tarihimizin en zor dönemlerini geçiriyor. Bugün ise zor zamanlardan geçmenin ötesinde, milletimiz 'umudunu yitirme' noktasına geldi. Bizim işimiz, bu umudu yeniden yeşertmek, umudu özgürleştirmektir. Bizim işimiz, devleti zafiyet ve acziyetten, siyaseti hamaset ve nefret dilinden çekip çıkarmaktır. Bizim işimiz, adaleti tesis, refahı temin, kalkınmayı tahkim etmektir" ifadelerini kullandı.

"Bu ülkeyi heybedeki turplardan da haybeden işlerden de biz kurtaracağız"

Sözlerini siyasi gündeme, ekonomiye ve zamlara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak sürdüren Arıkan, şöyle konuştu:

"Diploma gündemiyle başlayan, tutuklama işlemiyle devam eden, 'turpun büyüğü' mesajlarıyla yükseltilen politik gerginlik bugün de devam ediyor. Çok net söylüyorum arkadaşlar. Bu ülkeyi heybedeki turplardan da haybeden işlerden de biz kurtaracağız. İşte bunun için çalışıyoruz. Bunun için bu toplantıyı icra ediyoruz. Şimdi, şu haybeyi, heybeyi bir kenara bırakıp, Türkiye’nin gerçek gündemine bakalım. Bakınız iki gün önce yeni enflasyon rakamları açıklandı. Mart ayı enflasyonunda, ENAG’a göre aylık artış yüzde 3.91 yıllık artış yüzde 75.20. Peki aynı enflasyon devletin resmi kuruluşu TÜİK’e göre kaç? Aylık yüzde 2,46 yıllık yüzde 38,1. Yani tam iki katı fark var. Bakanları ve rakamları değiştirerek ekonomiyi düzeltebileceğinizi sanıyorsunuz ve yine yanılıyorsunuz. Sizin, zihniyetinizde problem var. Sizin sisteminizde problem var. Siz enflasyonu, TÜİK’e değil, mutfakta tenceresini kaynatmakta zorlanan annelere sorun, maaşı eline geçmeden biten emekliye sorun, bir ay alın teri akıtıp yine de evine ekmek götürmekte zorlanan asgari ücretliye sorun. Bunun adı enflasyon değil, bunun adı kul hakkıdır. Kul hakkına giriyorsunuz. Emeklinin, emekçinin hakkını gasp ediyorsunuz.

"Aziz milletimizi, bu fahiş artışı yapan iktidarı boykot etmeye davet ediyorum"

Devlet Bahçeli, mesaiye başladı; MHP fotoğraf ve video paylaştı Devlet Bahçeli, mesaiye başladı; MHP fotoğraf ve video paylaştı

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum, her geçen gün içinden çıkılmaz bir hal alıyor. İktidar dün enflasyon verilerini bir kez daha tetikleyecek bir zam açıkladı. Bugünden itibaren konutlarda kullanılacak olan elektriğe yüzde 25, doğal gaza yüzde 20 oranında zam yapıldı. Bu zam, mutfağa, salona, çocuk odasına düşen bir gölgedir. Bu zam, milletin alın terinden tasarruf edilip, başkalarının konforuna aktarılan bir bedeldir. Emekliye, asgari ücretliye kaşıkla verilen, kepçeyle geri alıyorlar. 'İtibardan tasarruf olmaz' diyenler, iş faturaya gelince millete 'siz itibarınızdan tasarruf yapacaksınız' diyor. Millet umut bekliyor fakat iktidar ısrarla millete yeni faturalar gönderiyor. Sayın Erdoğan kısa süre önce milletimizi 'fahiş fiyat uygulayanları' boykot etmeye davet etmişti. Bundan fahiş fiyat mı olur. Aziz milletimizi, bu fahiş artışı yapan iktidarı boykot etmeye davet ediyorum. Gelin, elektrikten tasarruf etmek için ilk seçimde ampulleri söndürelim.

"Siyasi tercihleri üzerinden firmaları, esnafları, sanatçıları boykot adı altında hedef göstermeyi, yanlış buluyoruz"

Ülkede bir haftadır boykot tartışması sürüyor. Şimdilerde hükümet ve ana muhalefet, 'boykot' gündeminde ortak, fakat boykot listesinde karşıt konumdalar. Biliyorsunuz, bu boykot konusunu ilk başlatan iktidar olmuştu. Bizzat Sayın Erdoğan fahiş fiyat uygulayan marketleri boykot etme çağrısında bulunmuştu. Ana muhalefet de kendine örnek olarak iktidarı alıyor olacak ki; şimdi de onlar marketleri boykot kampanyası başlattılar.

BİM’i, A101’i, Şok’u, simitçiyi, kahveciyi, gazozcuyu boykot etme yarışına girdiler. Sadece siyasi tercihleri üzerinden firmaları, esnafları, sanatçıları boykot adı altında hedef göstermeyi, biz yanlış buluyoruz. Hükümetin yanlışlarını millete anlatmak yerine, milletin firmalarına, şirketlerine, markalarına 'yanlış yapmayı' da doğru bulmuyoruz.

"Bu ülkede boykot edilecek tek adres var, o da AK Parti iktidarıdır"

Şunu da açıkça ifade etmek istiyorum, bu millet uzun süredir, ideolojik değil ama ekonomik nedenlerden dolayı zaten mecburi boykotta. 22 bin lira asgari ücrete mahkum edilen çalışanlar, kafenin, lokantanın, mağazanın yolunu unutalı yıllar oldu. Bu ülkede 14 bin lira maaşla açlığa mahkum edilmiş milyonlarca emekli var. Onlar artık marketin açılış kapanış saatini değil, pazarların kapanış saatini gözlüyor. Neden? Tezgahlarda arta kalanları daha ucuza alabilelim diye. O zaman da söyledik yine söylüyoruz. Bu ülkede boykot edilecek tek adres var, o da AK Parti iktidarıdır. Bu ülkenin, bir market problemi var. Bir fahiş fiyat problemi var. Daha doğrusu bir üç harfliler problemi var ama bu ne BİM, ne ŞOK, ne de A101’dir. Problem AKP’nin kendisidir. AK Parti, CHP’nin boykot girişimini kırmak için diyor ki 'Yerli ve milli üretime sahip çıkalım'. İktidara soruyorum, ülkede yerli ve milli tesis mi bıraktınız Allah aşkına? Enerji tesislerini, şeker fabrikalarını, elektrik santrallerini, maden işletmelerini, petrokimya tesislerini, EDAŞ’ı, TEDAŞ’ı, TÜPRAŞ’ı, suyu, toprağı, ormanı, limanı, satmadığınız, elden çıkarmadığınız hangi tesis kaldı? Tekeli sattınız, Adıyaman tütününü British Tobacco, Samsun sigarasını Monte Carlo, yaptınız. Şimdi kalkmış yerli ve milli üretimi destek için milleti markete çağırıyorsunuz.

"Depremde enkaza ulaşamayan dün market dolaştı"

Gerçekten tam bir trajikomedi ile karşı karşıyayız. Depremde enkaza ulaşamayan, yangında ormana ulaşamayan, okulda sabuna ulaşamayan, sokakta çeteye ulaşamayan bakanlar, dün ve önceki gün market market dolaştılar. Bu bakanlarımızdan biri de doğal olarak Ticaret Bakanımızdı. Yerli ve milli üretime destek için o da alışveriş yaptı. Ama aldığı ürün Fransız malı çıktı. Siz hangi yerlilikten, hangi millilikten bahsediyorsunuz? Reklam için yaptığınız alışverişte aldığınız ürün bile Fransız malı çıkıyor. Allah akıl fikir versin.

"Merkez Bankası'ndan 128 milyar doları çöp eden Berat Albayrak’a hangi cezayı kestiniz?"

Biliyorsunuz Çorum’da bir pazarcı esnafı belediye başkanına tepki olarak elindeki domatesleri çöpe dökmüştü. Elbette bunun savunulabilir bir tarafı yok. İşte Türkiye ekonomisini getirdikleri nokta. 5 kasa domatesi dökmek, piyasada darlığa neden oluyor ve piyasanın dengesini bozuyor. Çorum’daki pazarcı esnafına bu cezayı kesen aynı iktidara sormak istiyorum. Merkez Bankası'ndan 128 milyar doları çöp eden Berat Albayrak’a hangi cezayı kestiniz? Kur korumalı mevduat modelinin bu ülkeye maliyeti tam 48 milyar dolar. 86 milyon insanımızın emeğini bankalara, küresel döviz baronlarına peşkeş çeken Nurettin Nebati’ye hangi cezayı kestiniz? Şu son 1 haftadaki hukuksuz uygulamaların ekonomiye maliyeti 30 milyar dolar. Borsada bir gecede vurgun yapanlarla ilgili hangi incelemeyi yaptınız hangi cezayı kestiniz? Bu iktidarın sadece Kur Korumalı Mevduat ve son bir haftadaki uygulamalarının ekonomiye maliyeti 78 milyar dolar. Bu ülke fakir değil, bu ülke bu iktidar tarafından bilerek fakirleştiriliyor. Bilerek borca esir edilip yumuşak lokma haline getiriliyor.

"Kapanan fabrika sayısıyla, açılan cezaevi sayısı birbiriyle yarışıyor"

Şimdi buradan, belediyelerdeki yolsuzlukların üzerine gitmekten bahseden iktidara sesleniyor ve bir çağrıda bulunuyorum. Eğer gerçekten niyetiniz yolsuzlukları önlemekse, gelin, parti ayrımı yapmaksızın bütün belediyeleri denetleyelim. Bunun için TBMM’de bütün partilerin temsil edildiği bir komisyon kuralım. Önce büyük şehirleri, sonra tüm şehir ve ilçe belediyelerini incelemeye alalım. Eğer gerçekten amacınız yetim hakkını korumak ise yolsuzluğun olduğu her belediyeye, her kuruma parti ayrımı olmaksızın aynı yaptırımı uygulayalım. İktidar muhalefet ayrımı yapmadan hepsinden hesap soralım. Yüreğiniz yetiyorsa buyurun bakalım. AK Parti iktidarı döneminde, Türkiye krizler ülkesi haline geldi. Türkiye birçok krizi aynı anda yaşıyor. Türkiye’de ekonomik kriz var. Demokratik kriz var. Bürokratik kriz var. Güvenlik krizi var. Hukuk ve adalet krizi var. Tam bir keşmekeşlik hakim. Türkiye’ye sadakatin yerini Külliye’ye sadakat almış durumda. Ehliyet ve liyakatin yerini yandaşlık ve partizanlık almış durumda. Devlet kurumları, eş dost kurumu haline geldi. Yargıya güven dibe vurmuş durumda. Kapasitesinin üzerinde çalışan tek yer cezaevleri. Kapanan fabrika sayısıyla, açılan cezaevi sayısı birbiriyle yarışıyor. Ama bütün bunların temelinde ülkemizde bir 'iktidar krizi' var.

Arıkan'dan Erdoğan'a: "Herkes size oy vermek zorunda değil; fakat siz herkese eşit ve adil davranmak durumundasınız"

İlla boykot mu diyorsunuz? Gelin gerçek boykotu konuşalım. İktidarıyla, muhalefetiyle, bakanıyla, vatandaşıyla, genciyle, yaşlısıyla, İsrail jetlerine yakıt olan petrolü boykot edelim. Vanaları kapatalım. İsrail’in gözü kulağı olan Kürecik'i, İncirlik'i boykot edelim. Ülkemizdeki kutuplaşma çok tehlikeli bir noktaya gidiyor. Her şeyde kutuplaşır hale geldik. Bundan kırk yıl önce; sağcıların kahvesi, solcuların kahvesi vardı. Bugün; iktidarın cafesi, muhalefetin cafesi var. Bundan kırk yıl önce sağcıların sanatçısı, solcuların sanatçısı vardı. Bugün; iktidarın sanatçısı var, muhalefetin sanatçısı var. Bu cendereden bir an evvel çıkmamız lazım. Ateş çemberinin ortasındayız. Bu noktada en büyük görev Sayın Cumhurbaşkanı'na ve iktidara düşmektedir. Herkes size oy vermek zorunda değil, fakat siz herkese eşit ve adil davranmak durumundasınız. Bugün, hükümet makamları sizin olabilir ama devlet hepimizin."

Kaynak: ANKA