ANASAYFA KÜNYE REKLAM İNSAN KAYNAKLARI İLETİŞİM
Üye Girişi Üye Ol Giriş Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle  
Haber Ara    
   GÜNDEM  |  SANAT  |  KULİS  |  GÜNCEL  |  GÜNDEM  |  SİYASET  |  ASAYİŞ  |  EKONOMİ  |  SPOR  |  SAĞLIK  |  KÜLTÜR SANAT  |  DÜNYA  |  MAGAZİN  |  TÜRKİYE  |     RESİM GALERİSİ  |    VİDEOLAR  |    KÖŞE YAZILARI
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Hasan Çelik

ÎSLÂM ve LAİKLİK

10 Kasım 2016 Perşembe   |   1336 kişi okudu




Bu haberi paylaş

 Bu hafta ki yazıyı ben kaleme almadım/alamadım…

 Siz kıymetli okurlarımızla;  21 Ekim 1999 tarihinde Ankara’da uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden değerli bilim insanı ve siyaset bilimci Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı hocamızın ‟Îslâm ve Laiklikˮ adlı makalesini paylaşıyorum… Dinin siyasete alet edilmesinin getirdiği manevi erozyonların sonuçlarına ve Cumhuriyetʼin eşsiz kazanımlarına bir kez daha bakabilmek adına (!)

***

Nedir laiklik?

Laiklik, toplum ve devlet düzeninin akla ve bilime dayalı olmasıdır. Din-devlet ayrımı, ya da din ve vicdan özgürlüğü, bu bütünün birer parçasıdır.

Laikliğin ortaya çıkışını zorunlu kılan iki temel neden var. Birincisi; farklı inançtan insanların barış içinde bir arada yaşamalarını sağlamak. İkincisi; değişen koşullara, aklın ve bilimin ışığında çözüm arama yolunu açık tutmak.

Bu gereksinme ilk kez Batı'da, Hristiyan dünyası içinde doğmuş. Çünkü din savaşlarını, mezhep ayrımı nedeni ile komşuların birbirini öldürmesini ilk kez onlar yoğun olarak yaşamışlar. Din adına yapılan baskılarla, onlar bin yıl kadar süren karanlık bir dönem yaşamışlar.

Ve gerilikten ve kardeş kavgasından kurtulmanın ön koşulu olarak laiklik gündeme gelmiş.

***

Acaba onları laikliğe zorlayan nedenler Îslâm dünyası için geçerli değil mi? Anadolu Müslümanları için geçerli değil mi?

Hristiyanlık uzun bir geri ve karanlık dönem yaşarken, Îslâm aydınlıktaydı. Endülüs Müslümanları, sanatta, bilimde ve felsefede çok ilerideydiler. Bir İbni Rüşt çıkıyor; Tanrıʼya imanla değil akılla ulaşılabilir.ˮ diyordu.  Ve sadece Îslâm düşünürlerini değil, Hristiyan din adamlarını ve düşünürlerini de etkiliyordu.

Bundan birkaç yıl önce, ANAPʼlı bir milli eğitim bakanı, ders kitaplarından Darwinʼin evrim kuramını çıkarttırdı… Niçin?.. İnsanın kökenini maymuna götürdüğü ve bu nedenle de dinsel inançlara ters düştüğü için.

Oysa zamanımızdan yaklaşık altıyüz elli yıl önce yaşamış olan bir İbn-î Haldun vardı. Tunuslu bir Îslâm bilgini, Mukâddime adlı kitabında neyi savunuyordu biliyor musunuz? İnsanın kökeninin maymuna kadar değil, bitkiye kadar uzandığını…

Yanlış olup olmaması önemli değil!

Asıl önemli olan, İbn-î Haldunʼun bunu yazabilmiş ve yazdığı için de başına bir şey gelmemiş olması… Kimsenin ne onu, ne de kitabı yakmaya kalkışmamış olması… Hatta tam tersine, toplumda dini bütün bir Müslümanˮ olarak da saygınlığını sürdürmüş olması…

İşte o zamanlar Îslâm dünyası aydınlıktaydı ve ilerdeydi. Ama ne yazık ki, Hristiyan dünyası -laikliği de içeren- bir Aydınlanma Devrimi ile karanlıktan ve gerilikten kurtulurken, Îslâm dünyası aydınlıktan karanlığa geçti… Kaçınılmaz olarak geri kaldı.

Osmanlıʼda ilk gözlemevi, Şeyhülislamʼın fetvası ile top atışıyla yıkıldı. Astronomi, matematik, ilkçağ tarihi kitapları, kitaplıklardan Şeyhülislamʼın fetvası ile atıldı, yakıldı.

Basımevi, bulunmasından çok geçmeden Osmanlıʼya geldi. Hatta 1660 yılında padişahın Başçevirmeni Ali Bey, Tevrat ve İncilʼi Türkçeʼye çevirdi ve basıldı. Ama aynı basımevinin Müslümanlar için kullanılabilmesi için iki yüzyıldan fazla zaman gerekti… Hele Kurʼânʼın Türkçe basılabilmesi için, Atatürkʼün laik Türkiye Cumhuriyetiʼnin kurulması beklendi!

Yapılan araştırmalar -laik Türkiye dışında tutulursa- tüm Îslâm dünyasının bilimin ve teknolojinin gelişmesine katkısının sıfır dolaylarında olduğunu gösteriyor. Koskoca Arap dünyasının bilime ve teknolojiye katkısı, küçük bir İsrailʼin sadece yüzde 4ʼü kadar…

Bunun suçu elbette ki dinde olamaz! Eğer olsaydı geçmişte de Hristiyan dünyası ilerde Îslâm dünyası geride olurdu.

***

İnanç kavgaları nedeni ile çıkan acımasız kavgaları biz de yaşadık ve yaşıyoruz. 1978ʼde Kahramanmaraşʼta yüzden fazla insanımız komşuları tarafından öldürüldü. Arkasından  bir Çorum kıyımı meydana geldi… Ve daha birkaç yıl önce Sivasʼta olanları biliyoruz. 37 pırıl pırıl insanımız, inançlarından dolayı, düşüncelerinden dolayı, çıra gibi yakıldı!

Dini bir çıkar aracı gibi kullananların baskılarıyla, koyulaşan geriliğin bazı örneklerini ise yukarda gördük… Laikliği Batıʼda zorunlu kılan koşulların bizim için de geçerli olduğu açıktır.

Geriye, yanıtlanması gereken bir soru kalıyor: Laikliğin Hristiyanlık ile bağdaşıp, Müslümanlıkla bağdaşmayacağı savları doğru mu?

Hristiyanlık, çok güçlü bir merkezi otoritenin bulunduğu Roma İmparatorluğu toprakları üzerinde doğdu. Roma eşitsizlik, kölelik, sömürgecilik üzerine kuruluydu. Oysa İsaʼnın insanların eşitliliğine dayalı bir söylemi vardı. Öyleyse -ezilmekten kurtulmak için- Romaʼya güvence vermek gerekiyordu. Sezarʼın hakkı Sezarʼa, Tanrıʼnın hakkı Tanrıʼyaˮ sözü işte bu koşulların ürünüdür. Buna dayanarak, Hristiyanlığın din- devlet ayrımı içerdiğini söylemeye olanak yoktur… Nitekim kendisi güçlenip de Roma zayıflayınca, Hristiyanlığın da tavrı değişmiştir:

''Ruh bedene üstündür. Öyleyse ruhun iktidarı da bedenin iktidarına üstün olmalıdır!''

Papaʼların kralları, imparatorları ''aforoz'' ettiğini, edebildiğini bilmiyor muyuz? Aforoz edilenlerin karda kışta Papaʼnın şatosuna gidip, ayaklarına kapanıp af dilediklerini ve ancak bu sayede tahtlarını koruyabildiklerini unutabilir miyiz?

Hristiyanlık üç yönetim biçimi yaşadı.

Dinin devlete egemen olduğu, zamanla engizisyon işkencelerinin devreye girdiği yönetim biçimi… Bizansʼtaki gibi kralın kiliseye -yani devletin dine- egemen olduğu yönetim biçimi…

Ve üçüncü olarak da laiklik.

Bu yönetim biçimini Anadoluʼda biz de yaşadık.

Anadolu Selçuklularıʼnda ve Osmanlıʼnın yükselme döneminde devlet dine egemendi. Sadrazam devlet işlerine, Şeyhülislam da din işlerine bakardı. Padişah kızdığında Şeyhülislamʼın kafasını bile vurdururdu.

Osmanlı hiçbir zaman hırsızın kolunu kesmedi, içki içene ağır ceza vermedi, kocasını aldatan kadını taşlatarak öldürtmedi. Hatta faizi yasaklamadı. Bazı padişahlar ferman çıkararak, o yılın faiz oranlarını bile ilan ettiler… Ünlü Fatih Kanunnâmesiʼnin hiçbir yerinde şeriat yoktur. Osmanlıʼda şeriat hukukuˮ değil  örfi hukukˮ egemendi…

Osmanlıʼnın duraklaması ve giderek gerilemesi ile durum tersine döndü. Dinci güçler devlete egemen olmaya başladılar. Her ileri atılım, ‟din elden gidiyorˮ çığlıkları ile boğuldu. 

Ve Atatürk laikliği getirdi. Anadolu yeniden aydınlığa döndü.

***

Kurʼân bir ahlâk kitabıdır, hukuk kitabı değil!

Hukuk hükmü içeren âyet sayısı sadece 55ʼtir. Ve bunlar da aile hukuku ve kısmen de borçlar hukuku ile ilgili hükümlerdir. 

Hrisyianlığın tersine, Îslâm dini merkezi otoritenin bulunmadığı, aşiretlerin, kabilelerin yan yana yaşadığı bir ortamda doğdu.
Bu nedenle de Hz. Muhammed bir yandan dinini yaymaya çalışırken bir yandan da devleti kurmak zorunda kaldı. Boşluğu doldurdu. 

Şeriatı uygulama savında olan devletlere bakın! Hangisinin yönetimi birbirine benziyor? Hangisinin uygulamaları aynı? Var mıdır Kurʼânʼda Suudi Arabistanʼdaki gibi, insanlara sokakta namaz kıldıran bir  din polisi

Ve var mıdır, laikliği kabul etmemiş bir Îslâm ülkesinde, demokrasi ve aydınlık?

Fransız Müslümanlarının manevi önderi, Arap kökenli Şeyh Abbasʼın, Avrupaʼdaki Müslümanlar konusunda geniş kapsamlı bir araştırma yapan gazeteci-yazar Sıtkı Uluçʼa söyledikleri daha çok taze: Türklerin  Ataʼsı  dine  karşı  savaşmadı;  cehâlete  karşı  savaştı!ˮ

Bu haberi paylaş


12 Şubat 2018 Pazartesi
18 Aralık 2017 Pazartesi
25 Eylül 2017 Pazartesi
03 Aralık 2016 Cumartesi
10 Kasım 2016 Perşembe
11 Ekim 2016 Salı
26 Ekim 2015 Pazartesi
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Güneş Tv Medya
 
 
 
Güneş Tv Yayın Akışı
   
 
Copyright © 2004 - 2018  gunestv.com
Malatya Güneş Medya Grup - Güneş Tv - Gerçek Gazetesi