ANASAYFA KÜNYE REKLAM İNSAN KAYNAKLARI İLETİŞİM
Üye Girişi Üye Ol Giriş Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle  
Haber Ara    
   GÜNDEM  |  SANAT  |  KULİS  |  GÜNCEL  |  GÜNDEM  |  SİYASET  |  ASAYİŞ  |  EKONOMİ  |  SPOR  |  SAĞLIK  |  KÜLTÜR SANAT  |  DÜNYA  |  MAGAZİN  |  TÜRKİYE  |     RESİM GALERİSİ  |    VİDEOLAR  |    KÖŞE YAZILARI
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Tacettin ELMAS

SOLUN SAMİMİYETİ

15 Ağustos 2016 Pazartesi   |   1569 kişi okudu




Bu haberi paylaş

Türkiye de sol deyince, en ılımlısından, en radikaline kadar hepsini aynı kategoride değerlendiriyorum.

Neden.?

Mevcut sistem dahilin de, yasaların kendilerine tanış olduğu haklar doğrultusunda iktidara gelip sistemi sevk ve idare etmeye çalışan her siyasal parti ve örgüt o sistemin doğal bir parçasıdır ve o sisteme hizmet etmek zorundadır.

Yani kapitalist sistemde örgütlenip, ben iktidara gelirsem, seni yok edip yerine bir sosyalist ya da komünist sistem kuracağım diyemezsin.

Demokratik bir kapitalist sistemde belki bunu söyleme hakkın olur. Ama yapma fırsatın olmaz. Çünkü vermezler.

Böyle olunca soruna bakalım.

Çok gerilere gidip tarihsel örnekler vermeye gerek yok. Yakın tarihten birkaç can alıcı örnek vermek yeter de artar.

1970’ler den başlayalım.

Kimi asılarak, kimi sokaklarda gecenin, ya da gündüzün vakitli vakitsiz herhangi bir saatinde faili meçhule kaydedilmiş bir kurşuna kurban giden daha hayatlarının baharına yeni adım atan gencecik insanlar.

Maraş, Malatya, çorum toplu kıyımları.

12 Eylül askeri cuntasında kimi baba oğul, kimi genç yaşlı kadın, kız erkek, çocuk demeden gecenin bir karanlığından evlerinden alınıp işkence tezgahlarından geçirilen onca insan.

Bu gün yıl dönümü olan Sivas katliamı.

Hala devletin tozlu arşiv rafların da bekleyen faili meçhul ölümler.

Uludere katliamı.

Gezi parkı….

Suruç, Diyarbakır, Ankara, İstanbul bombalamalarından hayatını kaybeden yüzlerce insan.

Binlerce iş ve işçi cinayetleri.

Toplumun ensesine bindirilmiş vahşi kapitalist yaşam koşulları karşısında çaresizliğe düşüp, çareyi ya dine sığınmak ta yada birbirini boğazlamakta gören yüzlerce binlerce masum insan ve bunların nice güzel umutlarla mutlu bir yaşam için kurup bir türlü yürüyemedikleri, her geçen gün çığ gibi artan parçalanan gencecik aileler.

Sayarak bitirilemeyen her gün yaşanan yüzlerce, binlerce acılar ve gözyaşları ile dolu yaşam hikayesi.

Ve her yeni günde daha da derinleşip çoğalan binler ve milyonlarca eğitimli işsizler ordusu.

 

Böylesi koşullar altında, karşısında yinede bir türlü çoğalıp iktidar olamayan ve hep yerinde sayan bir sol anlayış.

Onu kına.

Bunu kına.

Şunu protesto et.

Ona saygı dur.

Güzel laflar, güzel sloganlar, süslü kelimeler, bir iki alkış ve halay hepsi bitti.

Siyasi parti, demokratik örgüt ve kuruluşların en tepe noktasında bu işi allayıp pullayarak topluma pazarlamak kolay.

Önemli olan böylesi ağır siyasi, sosyal ve ekonomik koşullara teslim olmuş bir toplumda siyasi sorumluluk taşıyarak, önce kişilik egolarından kurtulmak ve  onun gereği olan geniş bir siyasi güç birliği yaratarak toplumu siyasi iktidara taşımaktır.

Neden böyle bir yol ve strateji üzerinde birleşmiyorsunuz dediğimiz zaman. Her biri hemen en büyük silahını çekip aslan kesiliyor.

Nedir zavallının tek silahı. Bir türlü, eğitip donatarak aşamadığı feodal karakterli egoizmi.

Yani, bencilliği.

Biri, ben en büyük partiyim herkes her şeyini bıraksın benim çatım altına gelsin.

Biri diyor, sen büyüksün ama doğru değilsin. Doğru olan benim.Diyalektik olarak gelişip büyüyen ben,küçülen sensin onun için yarınını düşünüyorsan sen benim arkamdan geleceksin.

Tabi bu ara olan vatandaşa, özelliklede emeğinden başka hiçbir geliri olmayan insanlara, iş, aş bekleyen binlerce eğitimli işsize, dar gelirli esnafa, çiftçiye, açlık sınırının altına yaşamaya çalışan tüm toplum kesimlerine oluyor.

Onun için bunların bu anma törenleri, protestoları, süslü lafları bana pek samimi gelmiyor.

Her biri kendi egosunu tatmin etmenin derdinde.

Yapılacaksa ilk önce egoları bir yana bırakıp ortak birleşik bir sol cephe yaratarak iktidara gelmek olmalıdır.

İnandırıcılık o zaman başlar.

İktidarın yolu o zaman açılmış olur.

Sol bunu başaramadığı sürece hiç iktidara heveslenmesin.

Zaten hiç birin de iktidar olma inancı yok.

Kendilerini hep muhalefete odaklamışlar.

Bu haberi paylaş


15 Ağustos 2016 Pazartesi
23 Mayıs 2016 Pazartesi
26 Nisan 2016 Salı
18 Nisan 2016 Pazartesi
17 Mart 2016 Perşembe
09 Mart 2016 Çarşamba
15 Şubat 2016 Pazartesi
09 Şubat 2016 Salı
02 Şubat 2016 Salı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Güneş Tv Medya
 
 
 
Güneş Tv Yayın Akışı
   
 
Copyright © 2004 - 2018  gunestv.com
Malatya Güneş Medya Grup - Güneş Tv - Gerçek Gazetesi