ANASAYFA KÜNYE REKLAM İNSAN KAYNAKLARI İLETİŞİM
Üye Girişi Üye Ol Giriş Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle  
Haber Ara    
   GÜNDEM  |  SANAT  |  KULİS  |  GÜNCEL  |  GÜNDEM  |  SİYASET  |  ASAYİŞ  |  EKONOMİ  |  SPOR  |  SAĞLIK  |  KÜLTÜR SANAT  |  DÜNYA  |  MAGAZİN  |  TÜRKİYE  |     RESİM GALERİSİ  |    VİDEOLAR  |    KÖŞE YAZILARI
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Tacettin ELMAS

HEZAN MESELESİ

26 Nisan 2016 Salı   |   921 kişi okudu




Bu haberi paylaş
HEZAN MESELESİ
 
 

Sözlükte Hezan iki anlamda kullanılıyor.

Kökeni Kürtçe bir kelimedir.

  1. Yapılarda kullanılan büyük kocaman kütük.
  2.  Her hangi bir işi gerçekleştirmek için işi yapacak olanların kendi aralarında kurdukları güç birliği.

Halk arasında zaman, zaman anlatılır.

Zamanın birinde bir gurup vatandaş güya iş birliği yaparak dağın tepesinde bir hezan’ı ev yapımı için ova ya indirmeye çalışırlar ama bir türlü beceremezler. O sıralar yanlarından bir başka vatandaş geçerken merak edip sorar.

Kolay gelsin beyler, ne yapıyorsunuz!

Hiç sorma kardeş. Kaç gündür uğraşıyoruz şu kütüğü bir türlü aşağıya indiremedik.

Adam, yaklaşır bir iki hamlede kütüğü tepeden aşağıya iterek aşağıya indirir.

Adamlar yahu kardeş nasıl yaptın derler.

Beyler siz kütüğü indirmeye çalışmıyorsunuz, tepesine çıkmış tepeliyorsunuz. Böyle yaparsanız zaten indiremezsiniz, der ve uzaklaşır.

Bu hikaye den nereye varmak istiyoruz.

Türkiye de 1950 de bu yana, o kadar zor ve ağır ekonomik, sosyal ve siyasal şartlara rağmen  sol partilerden herhangi biri hiç iktidar olamadı. Her seçim döneminde kütük hikayesinde ki gibi sadece kütüğün üzerine çıkıp tepelemeyle yetindiler. Bunu da her seferin de, çok çalıştık ama yine de olmadı deyip sadece muhalefet olmakla kendi kendilerini tatmin ettiler.

Tıpkı şu an da olduğu gibi.

Bu hezan hikayesi sol siyasette öyle bir alışkanlığa dönüştü ki, adeta tüm solun yaşam felsefesi haline geldi.

Her seçim döneminde bütün bu toplumsal zorluklara rağmen yemek hazırlanır. Sofra kurulur. Hiç hesapta olmayan bir sağ parti gelir o sofrada hazırlanmış yemeği zevkle yemeye başlar.

Bizim solcular yeni baştan başlarlar yeni bir sofra kurmaya.

Öyle bir şey ki, Dünyanın hiçbir yerinde o kadar askeri darbe ve diktatörlüklerden sonra sağ partilerin iktidar olmasına rastlayamazsınız. Her askeri darbe ve diktatörlük ten sonra genelde ılımlı ve ya radikal sol partiler ya tek başlarına ve ya birleşerek iktidar olurlar. Ama burası Türkiye şu kütük meselesi sol siyasetin ruhuna işlemiş. Öyle bir işlemiş ki artık vatandaş bile oy verdiği zaman, nasıl olsa iktidar olamayacaklar diye kerhen, çaresizliğe teslim olmuş vaziyette oy veriyor.

Şu zaman da toplum öylesine ağır bir ekonomik, sosyal ve siyasal bir süreçten geçiyor ki, kime sorsan hiç sorma deyip serzenişte bulunuyor. Buna rağmen bizimkiler hala kütüğün tepesinde debelenerek siyaset yaptıklarını zannediyorlar.

Bu tam bir siyasi işgüzarlık.

Yeter ki birilerine başkan desinler, o kadar.

Emret başkanım, buyur başkanım, canım başkanım, en büyük sensin başkanım.

Başkana soralım, en iyi o bilir. Nede olsa başkan yani!

Kütüğü de o bilir.

Velhasıl başkan, ha başkan.

Böyle olunca başkan kütüğe bakınca sadece kütüğü görür. Adamın aklına kütüğü nasıl yerinde oynatıp yuvarlıyabilirim sorusu gelmez.

Şan şöhret yerinde  başkanın.

Her seferinde aynı yöntemle kütüğü itmeye çalışır, kütük yerinde oynamayınca da kabahati kendinde değil de kütükte aramaya çalışır.

Anlayacağımız bizim ülkede iktidara talip olan sol partiler hezeyanın birinci tanımına kendilerini öyle kaptırmışlar ki, ikinci tanımını hiç görmek ve düşünmek bile istemiyorlar. Birileri bunu kendilerine hatırlatmaya çalıştığı zamanda uykuları kaçıyor.

Zannediyorlar ki gerçek yalnızca kendileridir, kendi düşündükleridir.

     Haksızda sayılmazlar hiçbir zaman kendi kendilerine karşı dürüst ve samimi olmayı düşünmediler.

Başkanlık, şan, şöhret nasıl olsa hep beleşten…..

Çünkü kütüğü daha yere  devirmeden, kütüğü devirmeye çalışanlar, acaba devrilir ise benim payıma ne düşer hesabı içinde oluyor da ondan. 

Onlar bu hesap içinde kütüğü düşürüp işe yarar hale getirene kadar o ara işinde uzmanlaşmış olan onların bu tıfıllığını, fırsatçılığını kendi kullanıp aradan sıyrılıp her şeylerini alıp gidiyor.

Olan aşağıda kütüğü bekleyip ondan faydalanmak isteyen ev, ova halkına oluyor.

Çünkü pılı perişan sefil olanlar onlar.

Hani derler ya” koyun can, kasap et derdinde” diye.

Yani vatandaş can derdinde bizim sol parti temsilcileri et derdinde.

Yani, mevki, makam, şan, şöhret, para, pul, ihale, kolay ticaret derdinde.

Dert bu olunca vatandaş seçimlerde ihaleyi(oy)bu konuda daha tecrübeli olana verip dön dolaş aynı yolda gidip geliyor.

Adamlar işlerinde uzmanlaşmışlar. Bu tıfılları istedikleri gibi evirip çevirip kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyorlar.

Bir ustaya göre böyle bir oyuna isim bulmak işin en kolay yanı.

Milliyetçi, muhafazakar, İslami, liberal İLERİ DEMOKRASİ oyunu.

Usta adam bir kütükten neler çıkarıyor gördünüz mü..?

 

Bu haberi paylaş


15 Ağustos 2016 Pazartesi
23 Mayıs 2016 Pazartesi
26 Nisan 2016 Salı
18 Nisan 2016 Pazartesi
17 Mart 2016 Perşembe
09 Mart 2016 Çarşamba
15 Şubat 2016 Pazartesi
09 Şubat 2016 Salı
02 Şubat 2016 Salı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Güneş Tv Medya
 
 
 
Güneş Tv Yayın Akışı
   
 
Copyright © 2004 - 2018  gunestv.com
Malatya Güneş Medya Grup - Güneş Tv - Gerçek Gazetesi