ANASAYFA KÜNYE REKLAM İNSAN KAYNAKLARI İLETİŞİM
Üye Girişi Üye Ol Giriş Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle  
Haber Ara    
   GÜNDEM  |  SANAT  |  KULİS  |  GÜNCEL  |  GÜNDEM  |  SİYASET  |  ASAYİŞ  |  EKONOMİ  |  SPOR  |  SAĞLIK  |  KÜLTÜR SANAT  |  DÜNYA  |  MAGAZİN  |  TÜRKİYE  |     RESİM GALERİSİ  |    VİDEOLAR  |    KÖŞE YAZILARI
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Tacettin ELMAS

GİDİŞ NEREYE.

18 Nisan 2016 Pazartesi   |   852 kişi okudu




Bu haberi paylaş

GİDİŞ NEREYE.

Bu soruyu son zamanlarda hemen, hemen  herkes birbirine soruyor.

Önceleri, en azından iktidar partisine oy veren toplum kesimleri her şey iyiye doğru gidiyor diye oy vermiş oldukları partinin arkasında durmaya çalışıyorlardı.

Şimdi onlar bile kendi kendilerine “ acaba” demeden edemiyorlar.

Bakıyorum, içerden dışarıdan köşe yazarları, televizyon yorumcuları bu gidişi giderek askeri darbe, ya da başka komplo teorileri ile yorumlayıp kendilerine göre siyasi bir sonuç ile bağlamaya çalışıyorlar.

Bunlar daha düne kadar ne iktidar, ne muhalefette oy veren toplum kesimleri tarafında hiç akla bile gelmeyen siyasi konuşma ve yorumlardı.

Haklılık payı yok mu illaki vardır.

 Boşuna dememişler “ ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diye.

Şöyle bir geriye doğru kendi gençlik dönemi bile demeyeceğim, çocukluktan ergenlik dönemine geçiş dönemi olan orta okul,  akabinde lise öğrencilik yıllarımda bize yaşatılanları bir film şeridi gibi hayal ettiğimde bu teorilerin son zamanlarda neden çok dillendirildiğini daha iyi anlıyorum.

12 Mart askeri darbesinde ülke yeni çıkmış. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan adlı devrimci öğrenciler darbeci iktidar tarafından idam edilmelerine rağmen askeri darbe uygulayıcıları olan iktidar ve onu destekleyen iç ve dış sermaye çevreleri ekonomik, sosyal ve siyasal olarak istedikleri hedeflere tam olarak ulaşamamışlardı. Önlerinde dağınıkta olsa, güçlü, örgütlü, sendikalı bir sol ve sosyalist işçi ve toplum kesimi vardı. Bu yapı önlerindeki en büyük engeldi. Hedefe varmak için bu engelin ne pahasına olursa olsun aşılması lazımdı.

 Neydi asıl hedef. Devletçi kapitalist modeli tasfiye edip,  serbest rekabetçi liberal ekonomik modele geçmek. Diğer adı ile ekonomide sınırsız bir rekabet anlayış temelinde özeleştirmeyi gerçekleştirmek.

O günün şartlarına göre bu kolay bir şey değildi. Devletin askeri ve bürokratik yapısı hazır ama bu iş sadece onunla olmuyor. En önemlisi toplumun psikolojik ve sosyal desteğini sağlamaktı. Ortadan geçerli hiçbir neden yokken toplumun desteğini sağlamakta oldukça güçtü. Ama bir sefer bu karar alınmış ve bunun için 1960 ta bir darbe yapılmış bir başbakan iki bakanı ile birlikte idam edilmiş, 1972 de bir darbe yapılmış üç genç insan daha idam edilmiş yine de istenilen sonuç elde edilmemişti. Onun için bu adım son ve nihai olmalıydı. Zira süreç devam ediyordu.

Hiç unutmam, daha kendimizi tanıyıp sorgulayabilecek bir yaşta bile değilken kendimizi bir anda anarşi ve terör olaylarını tam ortasında bulduk. Öyle ki, daha önce üniversitelerde başlatılan olaylar yetersiz olmuş olacak ki olayları ,ilk, orta ve liselere, köylere,kasabalara kadar indirdiler.

Daha olaylar başlatılmadan hayatımızda her şeyi birlikte paylaştığımız  okul, sıra sokak, mahalle arkadaşlarımız bir anda kimi alevi, kimi Sünni, kimi Kürt, Kimi Türkçü gibi ve giderek devrimci, faşist, ülkücü, solcu gibi hiç birisinin anlamlarını bile bilmedikleri kelimelerle birbirlerini suçlayıp ayrıştırıldılar. Bunlar birer değer olarak bu nesillere anlatıldı ve her iki tarafta bu değerler etrafında hayatları pahasına kavgalara sürüklendirildiler. Toplumsal yapı bu konuda her iki kesim açısında oldukça müsait.

Bir kesim faşizmi durdurmaya çalışırken, diğer kesim ülkeyi komünistlerden temizleme uğruna kan akıtıyorlardı.

Senaryoyu yazan ve çizenler elerindeki malzemeyi mükemmel kullanıyorlardı.

Toplumun bir kesimini devlet düşmanı sol, sosyalist, vatan haini komünist, bir kesimini devletini savunan vatansever, ülkücü, milliyetçi, dindar İslamcı olarak kutuplaştırmış. Hata bu guruplardan birinin olmadığı yerde  diğer kalan ikisini bu sefer kendi aralarında görüş ve düşünce farklılığı var diye sonu ölüm ve toplu katliamlara varan çatışmalar içerisine sürüklemiş, daha sonra bu ortamı gerekçe olarak gösterip darbe yapanlar buna “şartları olgunlaştırma” demişlerdir.

Sırf bu ekonomik modele geçmek için bu ülke üç dönem okuyan tüm genç kuşağını bilebile yok etmiştir.

Bu yol ve yöntemle önce toplumda mevcut yönetime karşı bir güvensizlik oluştu. Sonra güven vermeyen iktidarın karşısında güven vermeyen birde muhalefet oluştu. Oluşan güvensiz siyasi ortam toplumun en örgütlü, kavga ve anarşiyi önlemeye aday olan askeri yapıyı toplum nezdinde iktidar alternatifi haline getirdi. Sonuç 12 eylül askeri darbesi ve bu güne kadar uzanan uygulama ve sonuçları.

Bu gün yaşanan ekonomik, sosyal, siyasal gelişmelere baktığımda dün geçlik yıllarımda yaşadıklarım aklıma geldi. Toplum yine benzer bir kaosa doğru hızla sürüklenmektedir. Neden ve sonuçlar düne göre faklıda olsa, toplum içine sürüklenmiş olduğu bu psikolojik havaya yavaş, yavaş alıştırılıyor.

Dün, sağ, sol çatışması olarak topluma dayatılan çatışma süreci bu gün her ne kadar kabul edilmese de Kürt sorunu çözümü bir anlamda son çare olarak  askere havale edilip PKK üzerinde bir Kürt, Türk çatışmasına dönüştürülerek Türkiye halklarına bir çözümsüzlük olarak dayatılmaya çalışılmaktadırlar.

Tek fark, dünkü sistem amacına ulaşmak için kendi içinde bir bütünlük arz ediyordu. Bu gün bu bütünlük yok. Sistemin ekonomik ayağı, son dönemlere kadar kendisini her konuda iyi temsil eden siyasi iktidarın seçim yoluyla arkasına aldığı sosyal (Halk) destekle kendisini yönlendirmeye çalışarak baskı altına almaya çalışmasıdır.

Ancak bu kontrol ve baskı altına alma siyaseti 17 ve 25 aralık yolsuzluk olayları ile kısmen  koptu. Yedi haziran seçimlerine kadar iktidarın kendi istemleri doğrultusunda gelişen siyasi süreç barış ortamında HDP daha da geniş bir toplumsal tabana yayılınca hesaplar büsbütün bozuldu.

İktidarın politikaları bu noktadan sonra daha tek taraflı bir seyir izlemeye başladı. Hem içerde, hem dışarıda gelişmeler istediği gibi gitmiyordu. Bunun için bir tercih yapmak zorunda kaldı.

Tek kelime ile iktidar bu noktada temsil ettiği sermaye çevrelerine diyor ki, beni her koşul ve şartta destekliyeceksin. Çünkü ben ta baştan itibaren hep senin dediklerini yaptım. Benim sayemde parana, para kattın,büyüdün.

Sistem sahipleri de diyor ki hayır. Ben artık sana güvenmiyorum. Sen yaptığın politikalar ile benden çok kendi çıkarlarını düşünmeye başladın.. Hem içer de, hem dışarıda bu politikalarınla benim geleceğimi, dolayısı ile de toplumu da tehlikeye sürüklüyorsun. Sen artık beni temsil edemezsin. Arkanda bir halk, oy desteği varsa da bunda senden çok benim katkılarım var. Beni, benim sermayem ve desteğimle ateşe sürükliyemezsin.  Artık benim sana güvenim kalmadı.

Diğer yandan muhalefette gereken güven ve umudu vermiyor. Ben bu belirsizliklere daha fazla tahammül edemem. Benim için yeni arayışlara girmek artık zorunlu bir hale geldi. İç ve dış ortaklarımda benimle aynı düşüncede.

İktidar ve sermaye  çevreleri arasındaki bu inatlaşma farklı isimler adı altında da olsa toplumu büyük bir siyasi belirsizliğe doğru sürüklemekte. Bu kavganın kazananı her dönem olduğu gibi yine sermayenin kendisi olacak. İktidar nasıl tutum takınır ise takınsın bu politikalarında geri adım atmadığı sürece ki hiç geri adım atacağa benzemiyor. Bu adım kendi sonu demek olduğunun bilincinde.

Her koşulda kaybeden yine tüm Türkiye halkıdır. Kavga ne kadar uzun olursa kayıpların faturası da ağır oluyor.

Umarım sancısız ve demokratik bir siyasi çözüm ile bu değişim gerçekleşir.

Bu haberi paylaş


15 Ağustos 2016 Pazartesi
23 Mayıs 2016 Pazartesi
26 Nisan 2016 Salı
18 Nisan 2016 Pazartesi
17 Mart 2016 Perşembe
09 Mart 2016 Çarşamba
15 Şubat 2016 Pazartesi
09 Şubat 2016 Salı
02 Şubat 2016 Salı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Güneş Tv Medya
 
 
 
Güneş Tv Yayın Akışı
   
 
Copyright © 2004 - 2018  gunestv.com
Malatya Güneş Medya Grup - Güneş Tv - Gerçek Gazetesi