ANASAYFA KÜNYE REKLAM İNSAN KAYNAKLARI İLETİŞİM
Üye Girişi Üye Ol Giriş Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle  
Haber Ara    
   GÜNDEM  |  SANAT  |  KULİS  |  GÜNCEL  |  GÜNDEM  |  SİYASET  |  ASAYİŞ  |  EKONOMİ  |  SPOR  |  SAĞLIK  |  KÜLTÜR SANAT  |  DÜNYA  |  MAGAZİN  |  TÜRKİYE  |     RESİM GALERİSİ  |    VİDEOLAR  |    KÖŞE YAZILARI
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Tacettin ELMAS

SAVAŞIN FATURASI.

07 Ocak 2016 Perşembe   |   943 kişi okudu




Bu haberi paylaş

SAVAŞIN FATURASI.

İki bin on altı, ne yazık ki iki bin on beşten kötü bir miras devir alarak yola çıktı.

İki taraf içinde amacı belli olmayan, her iki cephede de kaybedeni ancak cephe gerisinde olan Türk, Kürt ve bu ülkede yaşayan bütün insanların ağır bedeller ile  ödüllendirileceği  kirli bir savaş.

Hem de hiç kazananı olmayacak, aksine ağır kayıplara neden olacak ağır ve kirli bir savaş.

Yeni yılın başlaması ile birlikte AKP iktidarı tarafından iğneden ipliğe her şeye getirilen ağır zamlar bunun ilk meyveleridir. Ekonomide yaşanan derin bunalımlar zaman ilerledikçe bu zamların insanların ceplerine yansıması ile birlikte, savaşı destekleyen ya da desteklemeyip karşı olan herkes tarafından daha çok hissedilecektir. Savaşın toplumsal boyutu, toplumsal tepkiye dönüşme süreci o zaman başlayacaktır.  Küçük ya da büyük, haklı ya da haksız olarak kabul edilip başlatılan her savaş için uzayan her süre,  ek ekonomik tedbirler, ekonomik yeni faturaların kesilmesi demektir. Bunun da en basit yolu, toplumun temel ihtiyaç ürünlerine ya zam, ya da vergilerin arttırılmasıdır.

Bu savaş, bu boyutu ile ne bir ulusal kurtuluş, nede bir sınıf savaşıdır. Onun için bir halkı toplu olarak bu temelde cepheler yaratma ve savaşmalarına yol açmaz. Yani bu savaşta, ne Türk halkı Kürt halkına karşı topyekun bir cephe savaşına girer, ne de Kürt halkı o kadar itilmişlik ve dışlanmışlığa rağmen Türk halkına karşı bir cephe savaşına girmez.

 Amacı; sadece iktidar çevrelerinin belli siyasi ve ekonomik çıkar ve amaçlarının yerine getirilmesine dönük olan ve sadece onların bilgisi dahilinde geliştirilip uygulanan böylesi savaşlar, ancak o toplumu oluşturan etnik, dinsel ve mezhepsel toplu çatışmalara dönüşür. Ya da daha açık bir ifade ile dönüştürülür. Tıpkı, şu anda İslam coğrafyasında yaşanan savaşlarda olduğu gibi.

 Görünürde bu nitelikli savaşlarda bile, her ne kadar siyasi, etnik, dinsel ve mezhepsel gerekçelerden kaynaklandığı söylense bile hepsinin en temel hedefi savaşmak istediği güç ve topluma karşı sonuçta bir ekonomik üstünlük elde ederek diğer toplumu iktidar gücü ile kendi kontrolü altına almak olsa da şu anda T.C devleti adına AKP’nin kontrolünde başlatılan bu kirli savaş, genel kapitalist bir ekonomik model yerleştirmekten ziyade kontrolünden çıkmış olan siyasi hakimiyeti tekrar elde etmeye dönük bir savaştır. Bunda temel hedef sadece Kürt siyasi örgütlenmesi de değil. Bu genel, teröre karşı savaş politikası üzerinde daha ziyade Türkiye bütününü kontrol altına alarak kapitalist ekonomik modeli tek başına istediği gibi çekip çevirmektir. Bu bakımdan savaşın tek sorumlusu kendisidir. Çünkü her şeyi ile ta baştan itibaren süreç bütün aşamalarında hep kendi kontrolünde devam ediyordu. İstediği zaman, farklı isim ve açılımlar adı altında şekillendirerek bu noktaya kadar bizzat getiren kendisi oldu.

Kürt siyasi hareketi bu noktada ne yazık ki AKP’nin siyasi politik tuzağı karşısında politika geliştiremedi. İlk Suruç olayı ile birlikte iktidarın dümen suyuna kapılıp gitti. Bu siyasi bir başarı değildir. Halende aynı dümen suyunda yüzmeye devam ediyor.

Her ne kadar, büyük bir askeri güç ile sorunu geniş bir savaş boyutuna taşımışsa da Kürt sorunun bu şekilde, en azında, dün değil, bu gün kendi ifadeleri ile ev ev, sokak sokak tek bir terörist dahi ortadan kaldırılıncaya kadar bu savaşın devam edeceğini söylüyorlarsa da sorunun bu şekilde nihai olarak ortadan kalkmayacağını da en çok kendileri biliyor. Çünkü toplumsal insanlık tarihi geçmişten günümüze kadar bu tarihsel olayların üzerin de gelişerek günümüze kadar gelmiştir. Fatura her topluma ne kadar ağır bedellere mal olmuşsa da toplumların tarihi bu gelişmelerin sayısız örnekleri ile dolu.

 Zira toplumlar bu  evrilmeler sonucunda toplum, toplumlar ulus olma özelliklerine kavuşarak günümüze kadar gelmişler. Kabul edilir ya da edilmez Kürt halkı da böylesi tarihsel bir gerçekliği yaşamış olan bir toplum, bir halktır. Yaşadığı tarihsel koşullar onu farklı bir sürece zorunlu kılmış ise de bu realiteyi değiştirmez. Bu halk bütün özellikleri ile dün vardı, bu gün de var, yarın da var olmaya devam edecek. İnsanlardan oluşan her toplumun var olduğu gibi.

Savaşın nedeni bu yüzden, Kürt halkının varlığı ya da yokluğunu tanıyıp tanımama değildir. Kürt ve terör sorunu üzerinde Türkiye genelinde bir siyasi projenin gerçekleştirilebilme sorunudur.

 

Yedi Haziran öncesi topluma verilen siyasi mesajlar iyi analiz edilir ise savaşın gerekçeleri daha iyi anlaşılmış olur. Haziran da elde edilmeyen siyasi strateji bir Kasım ile biraz daha geniş bir zemine oturtularak uygulanmaya konulmuş oldu.

Bu hedefin gerçekleşmesi için bir Kasımda tüm Türkiye toplumuna vaat edilen ekonomik talepler, asgari ücretin 1300 tl ye yükseltilmesi, emekli maaşlarına yapılan seyyanen zamlar ve diğer ekonomik iyileştirmeler bu savaş politikaları sayesinde yine toplumun dar gelirli geniş tabakasına faturalandırılarak toplum hem ekonomik hem siyasi olarak bütün yaşamsal talepleriyle eski konumundan daha aşağı bir seviyeye getirilmiş oldu. Yani kaşık ile vermiş olduklarını, bol kepçe ile tekrar almış oldu. Bu ekonomik bedel hem Kürt, hem Türk halkına eşit derecede faturalandırılıyor.

Evet,  savaş  bölgesinde  yaşayan  Kürt halkı canıyla, malıyla ağır bir bedel ödüyor. Çocuk, kadın,  genç, yaşlı demeden kendi topraklarında, zorunlu göçmen konumuna itiliyorlar. Bu ağır faturayı bu halka kesen sadece T.C. devleti, ya da AKP iktidarıdır dersek sorun karşısında işin kolayına kaçmış oluruz. Yüzde seksen iktidar ise, yüzde yirmi de hala silahlı mücadelede ısrar ederek AKP iktidarının hem ekonomik, hem siyasi politikalarının hazırlandığı anlayışa hizmet etmektir.

Barış politikaları ile AKP iktidarının ne kadar güç kaybettiği, ne kadar huzursuz olduğu ve bunun sonucunda iktidardan olduğu 7 HAZİRAN SEÇİMLERİ İLE somut olarak ispatlanmışken silahlı savaş politikalarına sarılmanın kimin işine yaradığı, kimin iktidarını pekiştirdiği de 1 Kasım seçimleri ile yaşanarak görüldü.

Bunun için bu kirli savaş faturasının bütün Türkiye halklarına daha ağır bir bedele dönüşmeden, AKP ne kadarda devletin silahlı gücünü kullanarak ille de savaş diyor ise de. Kürt siyasi ve silahlı örgütleri geri adım atarak, silahlı çatışmadan derhal vazgeçmeli ve barış politikalarına yoğunlaşmalılar.

Ve her platformda BARIŞ, BARIŞ diye öne çıkmalılar.

Bu haberi paylaş


15 Ağustos 2016 Pazartesi
23 Mayıs 2016 Pazartesi
26 Nisan 2016 Salı
18 Nisan 2016 Pazartesi
17 Mart 2016 Perşembe
09 Mart 2016 Çarşamba
15 Şubat 2016 Pazartesi
09 Şubat 2016 Salı
02 Şubat 2016 Salı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Güneş Tv Medya
 
 
 
Güneş Tv Yayın Akışı
   
 
Copyright © 2004 - 2018  gunestv.com
Malatya Güneş Medya Grup - Güneş Tv - Gerçek Gazetesi