ANASAYFA KÜNYE REKLAM İNSAN KAYNAKLARI İLETİŞİM
Üye Girişi Üye Ol Giriş Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle  
Haber Ara    
   GÜNDEM  |  SANAT  |  KULİS  |  GÜNCEL  |  GÜNDEM  |  SİYASET  |  ASAYİŞ  |  EKONOMİ  |  SPOR  |  SAĞLIK  |  KÜLTÜR SANAT  |  DÜNYA  |  MAGAZİN  |  TÜRKİYE  |     RESİM GALERİSİ  |    VİDEOLAR  |    KÖŞE YAZILARI
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Tacettin ELMAS

KP, CHP KOALİSYONU VE SORU İŞARETLERİ

24 Temmuz 2015 Cuma   |   1258 kişi okudu




Bu haberi paylaş

Türkiye de çok partili seçim dönemlerinin başlangıcın dan bu güne kadar, siyasal iktidar,  hiçbir dönemde bu günkü AKP iktidarı kadar toplumsal ekonomik yapı üzerinde etkili ve yönlendirici olmadı olamadı.

  Yalnızca CHP değil hangi siyasi parti olursa olsun AKP  ile koalisyona girmeden koalisyon ortağının bu siyasal  ve ekonomik  güç ve yönlendirmesini  dikkate almalıdır. Zira koalisyona girecek olan siyasi parti iktidardaki ilk acemiliğini tadarken AKP dört döneme uzanan iktidar tecrübelerini şu veya bu şekilde ortağına karşı kullanacaktır.

   Yine çok partili siyasal yaşama geçilen dönemden bu yana ekonomik  siyasal ve toplumsal yapıya yön veren hiçbir iktidar döneminde bu AKP iktidarları dönemindeki kadar yukarıdan aşağıya devlet bu AKP dönemlerinde olduğu kadar, tek taraflı siyasallaştırılıp kadrolaşmaya gidilmedi. T.C devletini yöneten siyasal iktidarların, ( bunlara en katı anti demokratik  yönetimler olan askeri darbe ürünü iktidarları da dahil.) hiç biri yönetmeye çalıştığı kapitalist ekonomik sistemin önünde bu AKP’ nin son dönemlerindeki kadar sisteme ayak bağı olup önünü tıkamaya çalışmadı. Hiçbir dönemde, kapitalist  ekonomik sistem siyasi temsiliyeti ile (iktidar) derin çelişkiler içerisinde olmadı. Ve beklide en önemlisi siyasi erk hiçbir dönemde  bu derece geniş bir toplumsal temsiliyet, tabanı yönlendirici güce dönüşmedi.

  Koalisyon ortağı olmak, iktidara gelmek  tabiî ki çok önemli bir amaçtır.Hele birde vaat etmiş olduğu ekonomik ve sosyal politikaları toplumsal yarar için uygulamak imkanı elde edebilirsen bu amacın önemi dahada artar. Tabi geçmiş iktidarları döneminde iktidar ortağı olacak olan siyasi partiye ülkenin en temel meselesinden tutun en basit siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel meselesine kadar tüm sorunlarda güvenmediğini söyleyen muhalefet partisi (ki tüm muhalefeti bu politik güvensizlik üzerinde yaptıktan sonra) bu güven olayını aşabilir ise.

  Şu tabloda ekonomiye yön veren iç ve dış ittifak çevreleri,  büyük toplumsal tabanlı bir AKP, CHP ortaklığına sıcak bakıp destekliyebilirler. Günümüz koşulları altında en demokratik ve mantıklı olan da bu dur. Ancak kabul etmek gerekir’ ki, Türkiye’de ekonomik sistem sahibi olan sermaye sahibi çevreler, ya da sınıf sahipleri kendilerini siyasi alanda temsil eden, ya da etmeye çalışan siyasi elit tabakadan, siyasilerden daha çağdaş, daha modern, da ha demokratik bir anlayışa sahipler. Koalisyon yönetimleri,  demokratik çoğulcu siyasi katılım ve örgütlenmenin, eşit temsilliye şartlarının yerleşmiş olduğu, demokrasilerinin bu koşullar çerçevesinde aşağıdan yukarıya doğru yapılanıp kurumsallaştığı, toplumlarda karşılıklı güven etrafında oluşan yönetimlerdir. Türkiye de taban da, halk arasında değil, sözde demokratik bir şekilde toplumu yönetmeye çalışan ve yöneten siyasi elitler arasında bir güven yok. VE bu yönetici elit sınıf,Türkiye de hiçbir zaman toplumun demokratik katılım ve dönüşümünü istemedi. Bundan dolayı siyaset kurumu hiçbir zaman güven verici bir kurum olamadı. Partiler toplumun değil, şahısların liderlerin, deyim uygun düşerse aile şirketleri olarak görüldü, görülüyor. Ekonomik ve sosyal gelişimin, dolayısı ile koalisyon yönetimlerinin önündeki en büyük engel  kendi içinde demokratikleşmeyen siyasi temsilliye anlayışıdır. Bu anlayış tereddütsüz tüm siyasi partilerde egemen olan bir anlayıştır. Sadece sağ partilerde biraz daha derin, sol partilerde biraz daha yüzeyseldir o kadar.

    Bu anlayış ta herkesin kendisine göre tartışılmaz, masa ya bile getirilmeyecek doğruları vardır.

Mesela: Uludere, Roboski kesin bir doğrudur. Failini sormak kesinlikle olmaz!

Mesela:17 ve 25  Aralık  yolsuzluk ve rüşvet olayları diye bir şey yoktur. Bu tamamen bir darbe girişimidir. Tartışılmaz. Bunu dile getirenler, darbeci vatan hainleridir.

Mesela: Yüzlerce kez değiştirilen ihale yasası.   işe yerleştirilmeler. Şu ana kadar yapılan hukuksal düzenlemeler, atama ve yönetmenlikler. Tartışılmaz.

Mesela: Çözüm süreci. Biz yaptık oldu bitti. Ne istedilerse verdik. Artık bunu konuşmaya gerek yok.

Mesela: Cumhurbaşkanı. Hele bu defteri hiç açmayın. O, yüzde elli iki ile halkın seçtiği bir başkandır. Ne isterse o olur. Nasıl konuşur ise konuşur. Nerede isterse orada oturmaya kendisi karar verir! Gelin dediği yere gider, durun dediği yerde dururuz. Ona göre.

Mesela: Şu para işlerini bizden iyi bilemezsiniz. Yok emekliye, yok asgari ücretli, yok işçi, memur, taşeron işçi, çiftçi mazot… ona şu kadar buna bu kadar para vermek olmaz. Hem kimin malını kime vereceksiniz kardeşim. Biraz akıllı olun. Haa kendinize istiyorsanız onu konuşuruz!

Mesela: MİT, HSYK, YÖK, TOKİ, MEB, ADALET, İÇ İŞLERİ, MALİYE. Bunları siz anlayana kadar yeni seçimler gelir. Siz bunlara karışmayın. Zaten karışsanız da çalıştırmak için vaktiniz olmaz. Hademesine kadar hepsi bizim partili elemanlarımız sizin dediklerinizi yapmak için bizi ararlar.

Mesela: VS…………..

Şimdi bir ortak böyle düşünürken, diğeri tam tersini yapmak istiyor. Burada nasıl bir ortak mutabakat çıkar varın siz düşünün. Kamuoyuna karşı yapılan, bakın ben her şeye varım dedim ama  o ille de olmaz diyor. Yapılan, özellikle iktidar partisi yapılacak olan bir erken genel seçimde siyasi ve psikolojik üstünlüğü elde tutarak bunu oya  dönüştürüp tekrar tek başına iktidar olmaktır. Bu görüşmeleri zamana yayarak eldeki yasal süre tamamlamak. AKP sekiz haziranda yeni seçime karar verdi.

AKP’ en ufak birimine kadar kadrolaştığı, devlet haline dönüştüğü bir yapıda CHP nasıl bir icraat gerçekleştirecek.

En önemlisi, böylesi bir devlet ve AKP li örgütlenmesinin olduğu bir koalisyon iktidarında, önce HDP  ye yönelik  Mersin, Adana, Diyarbakır ve son olarak ta Suruç toplu katliamı ile başlatılan ve failleri bulunmayan toplu katliam olaylarının kontrollü bir şekilde, hatta giderek mezhep hattına taşınarak, tıpkı daha önceleri CHP koalisyon hükümetlerinde yapıldığı gibi ( MARAŞ,ÇORUM,SIVAS…) taşeron örgütler eliyle yaptırılıp yine sola fatura edilen olaylar.

Daha tek başına iktidarda iken toplu katliamların failleri bulunamıyor ve her olay faili meçhuller raflarında dosyalanıyor ise kim bilir güvensizlik üzerine kurulacak olan bir koalisyon iktidarında nasıl olur merak etmek bile istemiyorum.

AKP’nin bu şekli işle demokratik anlayışta bir koalisyon oluşumu olmaz. Koalisyona girecek parti ne kadar demokratik ve solcu olursa olsun sonuçta oda AKP’nin ayarlarına dönmek zorunda kalır. Yani kısa zamanda oda AKP’lileşir. 

Bu haberi paylaş


15 Ağustos 2016 Pazartesi
23 Mayıs 2016 Pazartesi
26 Nisan 2016 Salı
18 Nisan 2016 Pazartesi
17 Mart 2016 Perşembe
09 Mart 2016 Çarşamba
15 Şubat 2016 Pazartesi
09 Şubat 2016 Salı
02 Şubat 2016 Salı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Güneş Tv Medya
 
 
 
Güneş Tv Yayın Akışı
   
 
Copyright © 2004 - 2018  gunestv.com
Malatya Güneş Medya Grup - Güneş Tv - Gerçek Gazetesi