ANASAYFA KÜNYE REKLAM İNSAN KAYNAKLARI İLETİŞİM
Üye Girişi Üye Ol Giriş Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle  
Haber Ara    
   GÜNDEM  |  SANAT  |  KULİS  |  GÜNCEL  |  GÜNDEM  |  SİYASET  |  ASAYİŞ  |  EKONOMİ  |  SPOR  |  SAĞLIK  |  KÜLTÜR SANAT  |  DÜNYA  |  MAGAZİN  |  TÜRKİYE  |     RESİM GALERİSİ  |    VİDEOLAR  |    KÖŞE YAZILARI
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Tacettin ELMAS

YEDİ HAZİRAN VE SONRASI.

24 Nisan 2015 Cuma   |   1126 kişi okudu




Bu haberi paylaş

           

     Seçimlere girecek olan bütün siyasal partiler, politik söylemleri ile yine topluma daha iyi bir yaşam sunmaya çalışarak propaganda yapıp oy toplamaya çalışacaklar. Bu artık alışıla gelen bir siyasi çalışma tarzıdır.

     Hayatın her alanında olduğu gibi, insanoğlu yaşamını sürdürmeye çalışırken hep güzel hayallerle güne başlamaya çalışır. Ama asıl hayat, güzel hayallerin dışında hep acı ve tatlı gerçeklerle dolu bir yaşamdır. Önemli olan insanın gerçek yaşamında karşılaşmış olduğu gerçek yaşam koşullarını ne oranda önce kendisi,sonra toplum yararına dönüştürmeye çalışarak göstermiş olduğu yaşam mücadelesidir.

       Hangi siyasi görüş ve düşüncede, hangi dini,mezhep,etnik kimliğe sahip olursa olsun, herkes şunu çok iyi bilmelidir, hepimizin hayatını şekillendirip yönlendiren, bizim hayallerimize rağmen kendi sosyal yaşam gerçeklerini öyle yada böyle bize dayatan liberal,rekabetçi uygulaması ile zıvanadan çıkıp kontrolsüzleşmiş, küçük bir iktidar eliti ve onun desteği ile palazlanmaya başlamış olan bir burjuva (sınıfı demiyeceğim) gurubundan başka kimseye en ufak bir yararı dokunmayan vahşi kapitalist sosyal yaşam koşullarıdır.

     Her ekonomik sistem üzerinde yükselen ve o ekonomik sisteme hizmet etmeye çalışıyorum diyen her siyasal iktidar, her siyasi politikası ile sisteme hizmet etmez. Siyasi politika ve uygulamalar sistemi tehdit edecek toplumsal boyutlara ulaşmaya başlayınca iktidarlar yavaş,yavaş kendisini yenileme ihtiyacı duyar.Bunu gerçeğe dönüştürmeye çalışarak önünü tıkayan yapıları yeni siyasi,sosyal,ekonomik,kültürel politikalar ile aşmaya çalışarak yoluna devam eder.Bir diğer anlamda, kendi içinde,bir takım reformlar yapma ihtiyacı duyar.

    Türkiye kapitalist siyasal sistemi bu dönemde böylesi bir yenileşme ihtiyacı ile karşı karşıya. Almış olduğu bu kararını da yedi haziran seçimleri ile bir bakıma sancısız, sıkıntısız aşma durumunda. Çünkü şunu çok iyi biliyor, günümüz küresel ve teknoloji çağında,  dar alana sıkıştırılmış, ya da sıkıştırılmaya çalışılan toplumsal yapılar üzerinde güvenli bir gelecek, güvenli bir ekonomik büyümenin imkanı yoktur. Onun için,yapı acilen değişmeli. Bu gün, bu yapıyı temsil eden AKP iktidarıydı. Ve yapının yenilenmesi lazım. Peki yerine ne koymalı?

    Her ne kadar AKP yeni bir anayasa ve Türk tipi başkanlık sistemi ile bu güne kadar, bir anlamda uygulaya geldiği siyasi model ile bunu aşabilirim diyor ise de bu anlamda inandırıcı olamıyor. Çünkü toplumsal temelde yaşanan ekonomik sosyal tıkanmışlığın tek sorumlusu kendisi olduğundan her geçen gün kitleleri ikna etmede hızla uzaklaşıyor. Bundan dolayı bu güne kadar   hep kontrolünde götürmüş olduğu siyasi psikolojik üstünlüğü kaybetmiş durumda. Bu çözülme psikolojisi bütün politikalarında hissediliyor. Belki de ilk defa kaybetme sorusunu kendisine soruyor. Çünkü artık her birey, bir iktidar çevrelerinin kendileri hakkında söylediklerine bakıyor,  birde söylenenlere rağmen günlük yaşamda ne ile karşılaşıp,nasıl yaşadığına bakarak artık kendisini sorguluyor. Bu çok önemli bir toplumsal ve siyasal değişimin habercisidir.

     Toplumda yaşanan ekonomik sorunların  ağırlığı ilk defadır, bütün siyasi yönlendirmelere rağmen siyasi ve kültürel sorunların önüne geçmiş durumda. Üstelik bu sorunlar sadece gelir düzeyi, devlet tarafında açlık sınırının altında tutulan, yoksul, dar gelirli kesimler için değil, bütün toplumsal kesimler için bir kaygıya dönüşmüş. Her siyasal sistemin, böylesi bir durumda başvuracağı ilk şey yeni bir iktidar değişikliği yaratarak yoluna devam etmektir. Türkiye deki kapitalist siyasal sistem de bu gün böyle bir süreci yaşıyor.

      Gerek CHP’nin, gerek HDP’nin toplumun ekonomik sorunlarına öncelik vererek hazırlayıp kamuoyuna sundukları seçim bildirgeleri bu bakımdan yerinde ve olumlu bildirgelerdir. Toplumsal tabanda, siyasi arenada bu kadar heyecanla karşılanması da bundandır.

      İktidar çevrelerinin telaşla, kaynak nerede diyerek savunmaya geçmeleri aslında kaynak bulup, bulmama meselesi değil. Bu güne kadar bu kaynağın bir kısmını çok bilinçli olarak, halkı yoksulluk sınırının altıda tutacak şekilde zaten kendisi dağıtıyordu. Geriye kalan sosyal kaynağın büyük bölümünü en baştan en alt parti örgütüne, çevresine çeşitli isimler adı altıda bazen yasal, bazen yasal olmayan yollarda dağıtıyordu. Sırf  buna yasal bir kılıf uydurmak için sadece kamu ihale yasası yüzeliden fazla değiştirildi. Kaynağın olduğunu iktidar çevreleri çok iyi biliyorlar. Endişeleri hem kendilerinin, hem yakın çevrelerinin faydalanmış olduğu bu kaynağın olacak bir iktidar değişikliği ile kesilecek olması, bu kaynağın şefaf bir şekilde yoksullaştırdıkları halka dağıtılması ile halk tarafında bu güne kadar nasıl uyutulduklarının ortaya çıkmasıdır.

       YEDİ HAZİRAN VE SONRASI.

Bir iktidar değişikliği olacak. Ancak bu öyle kolay da değil. Esen rüzgar hem dağınık ve örgütsüz olan, hem bu güne kadar sadece siyasi ve uhrevi inanç, yaşam biçimi üzerinde kutulaştırılarak politika malzemesi olarak kulanılan toplum kesimlerini ne oran da nasıl etkiliyeceği belli olmaz. Böylesi siyasi ve toplumsal yapılar en iyi diktatörlerin türediği yapılardır. Bu noktada önemli olan gerçekten sorunlu ama bir o kadarda dağınık olan toplum kesimlerine iyi iletişim ve ikna yöntemi, dili kullanarak kısa sürede politik olarak örgütleyip seçime, sandığa götürebilmektir. Bir diğer  önemli görev muhalefet partileri kadrolarına il ve ilçe örgütlerine düşmektedir. Bizim gibi dini inanç ve yaşam biçimi üzerinde politika yapılarak toplumun kutuplaştırılmış olduğu ülke ve toplumlarda, hele birde bu alan kişisel zenginleştirilme alanı olarak kullanılıyor ise( ki şu anda uygulama böyle,)bunda beslenen çevreler her an yeni bir oluşum yaratarak havayı kendi lehine çevirebilirler. Ağrı da, Uludere de yaşatılanlar bu tarz düşüncelerin birer ürünüdür.

      Sekiz haziran sabahı her bakımdan Türkiye halkı için yeni bir başlangıç olacak. Geçmişte sadece siyasi politika ve öncelikler ile üzeri örtülen, toplumun ekonomik öncelikleri bundan sonra politikanın ana merkezi olacak, olmasıda gerekiyor. Çünkü ekonomik temelden yoksun olarak yapılan her siyasi çalışma yanlış bir başlangıçla yanlış sonuçlara götürür. CHP ve HDP’nin  bu konudaki girişimleri taban ile doğru bir şekilde buluşturulur ise hem barajı geçme,hemde iktidar olmama gibi bir sorunları olmaz. Dillendirilen demokrasi tanımlarının da bu şekilde içi doldurulmuş olur.

     Ekonomik siyasal kapitalizm şu dönemde bir sol ve sosyal demokrat iktidara hazır olduğunu gösteriyor. Bundan sonrası bu düşünceyi temsil eden sol ve sosyal demokrat partilere kalıyor. Belki bu dönemde hiç olmadıkları kadarda tek başına bir sol iktidara da yakınlar. Tabi akıllı hareket ederlerse. 

Bu haberi paylaş


15 Ağustos 2016 Pazartesi
23 Mayıs 2016 Pazartesi
26 Nisan 2016 Salı
18 Nisan 2016 Pazartesi
17 Mart 2016 Perşembe
09 Mart 2016 Çarşamba
15 Şubat 2016 Pazartesi
09 Şubat 2016 Salı
02 Şubat 2016 Salı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Güneş Tv Medya
 
 
 
Güneş Tv Yayın Akışı
   
 
Copyright © 2004 - 2018  gunestv.com
Malatya Güneş Medya Grup - Güneş Tv - Gerçek Gazetesi