ANASAYFA KÜNYE REKLAM İNSAN KAYNAKLARI İLETİŞİM
Üye Girişi Üye Ol Giriş Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle  
Haber Ara    
   GÜNDEM  |  SANAT  |  KULİS  |  GÜNCEL  |  GÜNDEM  |  SİYASET  |  ASAYİŞ  |  EKONOMİ  |  SPOR  |  SAĞLIK  |  KÜLTÜR SANAT  |  DÜNYA  |  MAGAZİN  |  TÜRKİYE  |     RESİM GALERİSİ  |    VİDEOLAR  |    KÖŞE YAZILARI
Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Tacettin ELMAS

ÖN SEÇİM VE DEMOKRATİKLEŞME...

10 Mart 2015 Salı   |   1338 kişi okudu




Bu haberi paylaş

  ÖN SEÇİM VE DEMOKRATİKLEŞME...

Toplumsal demokratikleşmenin en önemli  aracı,  toplumu sevk ve idare etmek için toplum içinde toplumu yönetmek için örgütlenen siyasal partiler ve bu partilerin örgütlenme şekilleridir. Partilerin farklı görüş ve düşünceler etrafında örgütlenmeleri  demokratik katılımcılığın önünde bir engel teşkil  etmez.Belirleyici olan teorik olarak savunulanların pratik’te uygulanmasıdır. Türkiye siyasal yaşamının en büyük açmazı bu soruna yaklaşım şekilleridir.

    Seçimlere az bir zaman kaldı.Bütün partiler kendi iç yapılarına dönük büyük bir hareketlenme içerisindeler.Kimi ön seçim, kimi temayül, kimi merkez yoklaması  gibi uygulamalar ile halkı parlamentoda temsil edecek olan vekilleri  adaylar arasında tespit etmeye çalışıyor. Şu anda CHP’nin ön seçim uygulaması diğer partilerden farklı gibi görünüyor ise de  sonuç itibarı ile yinede hepsi kendi içerisinde , özellikle aday başvuru  uygulamaları ile aynı sonuçta  birleşmektedirler. Tüm partilerde ortak  ve belirleyici özellik belli bir sermaye birikiminin olması ve bu birikimin bir kısmını parti kasalarına aktarmalarıdır. Parası olmayanın hiçbir partide aday olma imkanı yok. Adayların siyasi olarak  bilgi, birikim, parti ideolojisi, emek, halkın içinden gelme gibi özelliklerin  olması  önemli değildir. Neden?

      Siyasi kulvarın sağında politika yapan AKP ve MHP her ne kadar temayül  yoklaması  diyorlar ise de bu sadece düşünce bazında kamuoyu algısını tatmine yönelik bir uygulamadır. Pratikte her iki partide de temayül yoklamaları sonucunda en birinci çıkan adaylar bile merkez yönetiminin,liderin en ufak bir tereddüdü karşısında kendisini listelerin dışında bulur. Tamamen lider odaklı, biat kültürü eksenli bir demokratikleşme  anlayışı. Tabi bu anlayış sadece Türkiye’ye özgü Asya, Ortadoğu tipi bir demokratikleşme anlayışıdır. Amaç var olan toplumsal, sosyal statükoyu koruyarak  elit bir iktidar çemberi   yaratıp  toplumu  tek elden  yönetmektir. Toplumu  toptan kalkındırmaktansa, toplum içinde  iktidara yakın duran  hatta ondan beslenen birkaç  zengin  ve varliıklı yaratarak  toplumun geri kalan çoğunluğunu  o  zenginlerin yanında  çalıştırmaya mahkum ederek  küçük  bir azınlık eliyle büyük çoğunluğu daha kolay  kontrol  altında  tutmaktır. Bizim gibi ülke ve toplumlarda önemli olan sol, sosyalist partilerin toplumsal olaylara yaklaşım ve örgütlenme  anlayışlarıdır.

      Sol kulvarda siyaset yaparak seçimlere  giren  ana partiler CHP  ve  HDP ye  bakalım. Önemli olup dikkate alınması gereken  bu iki partinin  seçme  seçilmede uyguladıkları yöntemlerdir. Çünkü sağ partilerin aksine bu partiler  toplumda örgütlenerek siyaset yapmaya çalıştıkları zaman,  toplumun demokratik dönüşümünü amaç edinerek örgütlenirler. Toplumda, bu partilere  karşı  oluşan  beklenti ve algılar bundandırki  sağ partilere kıyasla daha yüksektir. Bu  bakımdan  bu partilerde politika yapmaya çalışan üye, delege, yönetici, aday  adayları   ve  vekillerin  toplumun ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel  sorunlarının tespiti ve çözümleri konusunda  daha donanımlı,  daha politik  ve sosyal  olmaları şarttı. Toplumun her kesiminde insanlara  onların anlayabileceği ortak bir dil ile iletişim sağlamanın, ikna edici olabilmenin yolu bu politik bilinç ve birikim ile sağlanır. Seçimlerde aday  belirlemeyi sadece ekonomik gücü elinde bulunduran kişilere  ihale etmeye çalışmak, solcu demokratik bir bakış değildir. Üyelerin  partileri  ile olan ekonomik (aidat) bağları belli bir bilinç ile parti kanallarına aktarılmadıkça ve yaratılan bu ortak  kominal finansman ile halkı temsil edecek olan adaylar seçim çalışmalarında finanse edilmedikçe siyaset, sadece elinde finansman gücü olan belli bir elit çevreye hizmet etme aracı olarak kullanılır. Sağda olsa, solda olsa bu siyaset anlayışı toplum için değil, seçilmek için kendi cebinde para harcayan kişi ve kişilerin siyaseti olur. Bu anlayış,  toplumda siyasete bakışı, kişilerin çıkar ve menfaatlerini elde etme yolu olarak  algılanır. Nitekim Türkiye’de şu zamana kadar bu hep yapılmış  toplum algısı da ona göre oluşmuştur. Şu ana kadar kimsenin de bu algıyı değiştirmek gibi bir çabası da yok. Her parti  sisteme sahip çıkarak  siyasi çalışmalar yapıyor.

       HDP  bu   anlamda,  diğer partilerden ayrı olarak bir yöntem uygulamaya çalışıyor ise de partinin kitleselliğinden ziyade geçmişten gelen dar kadrocu örgütlenmenin bir sonucudur. Parti  il ve ilçe örgütlerinin önerisi  ve genel  merkezin  onayı ile bir aday  belirleye  yöntemi  uygulamaya çalışırken,  diğer yandan  bir  Türkiye kitle partisi olmanın  gereği olarak  hiç parti politikaları ile  şu ana kadar  ilgisi olmayan kişileri  seçmen kitlesinin karşısına çıkararak   sonuç alma amacındadır gibi görünüyor.    Şu aşamada görünen üyenin parti ile olan ekonomik (aidat) bağından ziyade üyenin partiye ideolojik (manevi) bağlılığı sempatisi önceliği benimsenmiş  durumda. Aslında bir siyasal   parti için bu çok önemli bir  kazanımdır. Ancak üyelerin, aidat gibi ekonomik bağlarının örgütlenmeye dönüştürülmemesi burada da aday belirlemelerde demokratik zafiyetlerin oluşmasına neden oluyor.

    Dışarıda bakıldığında bir kitle partisi olarak görünen CHP bu seçim döneminde doğrudan  üyeye dayalı  demokratik  bir yöntem olan ön seçim uygulamasını benimsemiş  ise’de  özellikle  aday  adayı  başvurusu  yöntemi ile bu demokratik  uygulamasına  yine  gölge düşürmüştür.  Aday başvurularında istenen  adaylık  paraları, bu  partide ancak  parası olanlar siyasette  temsiliyet   hakkı elde  edebilirler   anlayışını  öne çıkarmıştır. Bu uygulaması ile toplumda ekonomik olarak güçlü olan kesimler den  yana tavrını somutlaştırarak parti içerisinde önceden yerleşik olan eşitsizliği bu seçimde de devam ettirmiş oluyor. Partili üyeler, masa başında yazılan delegeler ile de olsa toplumun dar gelirli yoksul emekçi kesimlerinin partide kendilerini temsil etme yollarının önünü kapatmıştır. Partililer, bir anlamda finans  sahibi varlıklı iş adamı, bürokrat aday adaylarına mecbur bırakılmıştır.

         Bu genel uygulamadan Malatya özeline baktığımızda  partide üyeye dayalı bir önseçim uygulasının neden yapılmadığı, ön seçimi masa başı yazılan delegerin iradesine bırakıldığı, bununlada kalmayıp  bu seçimi bile yangından mal kaçırma misali  bir oldu bitiye  getirircesine baştan savmaya çalışılması demokratik bir yaklaşımdan uzak, üye ve delege iradesini bir anlamda hiçe sayarak bunlarla alay etmektir. Böylesi kısa bir sürede ne üye ve delegeler oy verip kendilerini temsil edecek olan adayları tanıyabilecek, ne de aday olanlar üye ve delegeye dönük bir parti ve seçim çalışması yapma fırsatı elde edebilirler.  Daha önceleri il ve ilçe yöneticileri tarafından masa başında belirlenen delege listeleri ile gidilen bu seçim demokratik bir seçim olmayacaktır. Bu bakımdan gerek tespit edilen milletvekili aday adayları gerekse delegeler birbirlerini tanıma olanaklarından uzak bir şekilde bir seçime girecekler. Hem delege sistemindeki yanlışlık hem de milletvekili aday adaylarının ön seçim yöntemi ile belirlenme süresinin kısalığı bu demokratik ortamı daha da antidemokratik bir ortama dönüştürmektedir. Halbuki en azında başlangıç olarak daha geniş bir zaman tanınmış olsa idi hem belirlenen milletvekili aday adayları delegeler üzerinde bir siyasi çalışma yaparak delegeleri tanıma fırsatına kavuşacak bu vesile ile partiye duyarsız olan delegelerin bilinçli bir şekilde partiye kazandırılması sağlanmış olacak hem de delegeler seçecekleri adayların bilgi, birikim, kişilik ve sosyal olarak kendilerini ne oranda temsil edebileceklerini daha bilinçli düşünerek karar vereceklerdi. Görünen o ki bu ön seçim Malatya’da hem seçen hem de seçilen açısından bir rüya gibi gelip geçecek kimse ön seçimin parti üye ve delege açısından ne anlam ifade ettiğini bile kavrayamayacaktır.

  Çağdaş, modern sol ve sosyal demokrat partilerde partilerin seçim kampanyaları parti üyelerinden elde edilen aidatlar ile finanse edilerek adaylar seçilir. Yoksa kendi kişisel birikimleri ile en demokratik parti çalışmalarına bile giren adaylar ne kadar iyi niyetli demokrat olurlarsa olsunlar  siyasetlerini toplum endeksli değil, bireysel önceliklere odaklanarak yaparlar. Şu ana kadar görüldüğü gibi.

     Toplum adına demokratik reformlar yapıp toplum sorunlarını çözmeye aday olan siyasi parti ve anlayış sahipleri, demokratik anlayış ve yaşam tarzını benimseyip kendi içlerinde bunu kabullenmedikleri sürece toplumda demokratik dönüşümlerde yapamazlar.Olsa olsa toplum üzerinde kendi hayatlarında demokratik dönüşümler yaratırlar. Dar alanda kısa demokratik paylaşımlarla bir ön seçim geçireceğiz…

Bu haberi paylaş


15 Ağustos 2016 Pazartesi
23 Mayıs 2016 Pazartesi
26 Nisan 2016 Salı
18 Nisan 2016 Pazartesi
17 Mart 2016 Perşembe
09 Mart 2016 Çarşamba
15 Şubat 2016 Pazartesi
09 Şubat 2016 Salı
02 Şubat 2016 Salı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Güneş Tv Medya
 
 
 
Güneş Tv Yayın Akışı
   
 
Copyright © 2004 - 2018  gunestv.com
Malatya Güneş Medya Grup - Güneş Tv - Gerçek Gazetesi